İSTANBUL (AA) - ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - İstanbul'da plansız yapılaşma yüzünden otopark krizi büyürken yüksek mimar Eyüp Dursun, şehir planlamasında hem otoparkların hem de kamusal mekanların engelli bireylerin ihtiyaçları gözetilerek yeniden kurgulanması gerektiğini söyledi.

Üç dönemdir İstanbul Büyükşehir Belediyesinde AK Parti Grubu'nun meclis üyesi olarak görev yapan Dursun, AA muhabirine İstanbul'da artan otopark sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dursun, 2018 yılında yürürlüğe giren otopark yönetmeliği kapsamında yeni yapılarda otopark zorunluluğunun dairelerin büyüklüğüne göre belirlendiğini, parsel içinde yeterli alan bulunamadığında eksik kapasite için belediyelere bedel ödendiğini belirtti.

Engellilerin yaşadığı sorunların çoğu zaman sağlıklı bireyler tarafından fark edilmediğine dikkati çeken Dursun, mimarların, şehir plancılarının ve kamu yöneticilerinin bir mekanı tasarlarken engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları birebir hissederek hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.

Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz sağanaktan etkilenen mahallelerde inceleme yaptı
Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz sağanaktan etkilenen mahallelerde inceleme yaptı
İçeriği Görüntüle

- Otopark alanları neye göre değişiyor?

Uzun yıllardır İstanbul'da şehir planlaması üzerine çalışan yüksek mimar Dursun, İstanbul'daki otopark probleminin temel nedenlerinden birinin plansız ve yoğun yapılaşma olduğuna dikkati çekerek, özellikle 1980'li ve 1990'lı yıllarda yaşanan yoğun göç hareketlerinin şehre sağlıklı bir sistem getirilmesini zorlaştırdığını anlattı.

Çarpık kentleşme nedeniyle İstanbul'un planlama süreçlerinin gerisinde kaldığına işaret eden Dursun, 'İstanbul'un aşırı göç alması ile birlikte ve planlama süreçlerinin yapılaşma sürecinin gerisinde kalmasından sebeple birçok yerde çarpık yapılaşmanın olduğu bir gerçek. Bu, parsellerin aşırı yoğun bir şekilde imal edilmesi yani aslında şehirde boş alanın olmaması sonucunu doğurdu.' diye konuştu.

Dursun, yeni yapılacak konutlarda zorunlu otopark uygulamasına ilişkin genelge kapsamında alınan otopark bedelleri konusunun temelinde 2018 yılında çıkarılan otopark yönetmeliğinin bulunduğunu dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:

'Bununla ilgili istiyorsanız konuyu genel olarak özetleyebiliriz. 2018 yılında bizim otopark yönetmeliği ile ilgili Bakanlığımızın çıkartmış olduğu bir yönetmelik var. Bunlar, zaman içerisinde birtakım revizyonlara uğradı. Kısaca bir özetlersek binaların parsellerinin kendi bünyesinde, parsel bünyesinde otopark ihtiyacını karşılamasına yönelik çalışmalar yapılması, bunların belli oranda zaruri tutulması ile ilgili yönetmelik.'

Dursun, mevcut yönetmelik kapsamında otopark zorunluluğunun daire büyüklüğüne göre değiştiğinin, brüt alanın büyüklüğüne göre bu zorunlu alanın da genişlediğinin altını çizdi.

Bir yapının ihtiyaç duyduğu otopark kapasitesinin parsel içinde karşılanamaması durumunda eksik kalan araç sayısı için belediyeye bedel ödendiğini anlatan Dursun, 'Misal veriyorum, bir bina için 15 araçlık bir otopark ihtiyacı var. Bunun 10 tanesini yaptı, 5 tanesini yapamadı. Bu 5 tanesiyle ilgili kamu kurumuna, burada ilçe belediyeleri yetkili kamu kurumudur, parsele ya da binaya yakın alanda otopark yapılmasıyla ilgili belli bir bedel öder.' dedi.

Konutlardaki otopark alanlarının yapılmasıyla ilgili yerel belediyeleri büyükşehir belediyelerinin denetlediğini vurgulayan Dursun, denetleyen tek yetkili kurumun büyük şehir belediyeleri olmadığına, vatandaşların da gidip yerel belediyelerden bunu soruşturmaya haklarının bulunduğuna işaret etti.

Dursun, İstanbul'da 2019'dan beri araç sayısı artarken otoparklarda düşüşler olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

'Rahmetli Kadir Topbaş'ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul çevresinde, İstanbul genelinde 100 bin araçlık bir kapalı otopark projesi vardı. Bunların imalatının yapılması ile ilgili süreçler biraz sekteye uğradı şu anda hatta 2019 yerel seçimlerinden sonra otopark miktarlarında düşüşler de oldu. Belediyelerin ne yapması lazım? O zaman gidip boş bir parsel bulamıyorsa bir yapıyı kamulaştırıp, oranın parasını verip, satın alıp oraya bir imalat yapması ve bu şekilde otopark ihtiyacını çözmek gerekiyor ama bu da belediyelerin bütçesine ağır geldi. Yolları insan bir vücuda benzetirsek yollar da damar sistemimiz, kan damar sistemimiz oluşturuyor. Bunların genişletilmesi gerekiyor.'

- 'Şehir, erişilebilir olmalı'

Dursun, erişilebilir şehir anlayışının yalnızca belirli alanlarla sınırlı tutulamayacağına işaret ederek, 'Normal bir vatandaş için belki hiç aklına bile gelmeyecek, hayatının hiçbir şekilde bir noktasında temas etmeyeceği sıkıntılar, engelli bir vatandaşımız için, tekerlekli sandalye kullanan, koltuk değneği kullanan ya da görme engelli, duyma engelli vatandaşlarımızın da buralara ulaşımını sağlayabileceği çözümler üretilmesi gerekiyor.' ifadelerini kullandı.

Engelli bireylerin yaşadığı problemlerin yalnızca otoparklarla ilgili olmadığını ifade eden Dursun, tüm yaşam alanlarında konfor sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Dursun, şehir planlamasında empati anlayışının merkezde olması gerektiğine dikkati çekerek, şehir tasarımcılarının ve mimarların bir engellinin gözünden düşünmesinin artık tercih değil zorunluluk olduğunu anlattı.

Mekanı kurgularken en önemli adımların başında orayı kullanacak bireylerin yaşayacakları problemleri minimuma indirmenin geldiğini ifade eden yüksek mimar Eyüp Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bir mekan kurgulanırken orayı kullanan vatandaşın yaşadığı problemler, onun hassasiyetlerini oluşturur. Normal bir vatandaş, bir engelli vatandaşın yaşadığı sıkıntıları tam olarak anlayamayabilir ama bu konuda özellikle tasarımcıların, şehir tasarımcılarının, mimarların, iç mimarların, dizayncıların yani bizim genel olarak imalat yapan, imalatı tasarlayan, mekan tasarlayan bu konudaki sanatçı ve teknik arkadaşların tıpkı bir engellinin gözünden bakarak ulaşımı sağlaması, görme engelli bakışıyla düşünmesi lazım. Duyma engellilerin hassasiyetlerini görmesi lazım.'

Dursun, engelli bireylerin, ulaşım noktalarında ve otopark alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, planlama süreçlerinde engelli bireylerin görüşlerinin doğrudan dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Şehirlerin yalnızca sağlıklı bireylerin kullanım alışkanlıklarına göre şekillenmesinin büyük bir eksiklik olduğunu dile getiren Eyüp Dursun, 'Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaşımızın ulaşımda yaşadığı, kaldırımda giderken ulaşımda yaşadığı problemler ya da parklanma yapıldığı zaman onların ulaşımla tekerlekli sandalyede yaşadığı problemler, tek koltuk değneği kullanan bir vatandaşımızın yaşadığı problemleri empati yaparak, onlar gibi düşünerek ya da onlardan fikir alarak bunları imal etmesi gerekiyor.' dedi.

Engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları en temel ihtiyaçların bile çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkati çeken Dursun, erişilebilir şehir anlayışının kamusal alanların tamamında uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

Dursun, şehirlerin daha erişilebilir hale gelmesinin yalnızca teknik şehircilik meselesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal entegrasyon ve insan onuruna uygun yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, 'Bunları da düşünerek daha hassasiyetli, daha incelikli düşündüğümüz zaman onların da o bireylerin, o vatandaşlarımızın, engelli vatandaşlarımızın da topluma entegrasyonu daha iyi sağlanabilir.' dedi.

Kaynak: AA