İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - Mikroplastiklerin su ürünleri yetiştiriciliğinde üretimi yüzde 18'e kadar düşürebildiğini yaptıkları bir araştırmayla ortaya koyan İstanbul Üniversitesinden bilim insanları, sürdürülebilir üretim için önlem alınması gerektiğini belirtti.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Gıda Güvenliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuray Erkan ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Hastalıkları Bölümü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tunçelli tarafından yürütülen projede, mikroplastik maruziyetinin akuakültür balıkları üzerindeki etkisi araştırıldı.

Sonuçları, Aquaculture International dergisinde yayımlanan çalışmada, gökkuşağı alabalığı, tatlı su midyesi ve su mercimeğinden oluşan üçlü üretim sistemi (entegre çoklu trofik/çok katmanlı akuakültür modeli) modellenerek incelendi. Araştırmada 10-20 mikrometre boyutundaki polietilen mikroplastikler kullanıldı.

Deney kapsamında mikroplastikler yem yoluyla 100 gram yem başına 5 parçacık, su yoluyla ise litre başına 35 parçacık olacak şekilde sisteme verildi. Çalışma 45 günlük maruziyet ve ardından 45 günlük arınma (depurasyon) süreci şeklinde yürütüldü.

Bulgulara göre, mikroplastiklerin hem yem hem su yoluyla birlikte verildiği durumda sistemin toplam biyokütle üretiminde yüzde 18 düşüş tespit edildi. Kontrollü koşullarda mikroplastikle kontamine edilen balıklarda büyüme performansı bazı dönemlerde kontrol grubuna kıyasla gerilerken, su mercimeği üretiminde de azalma görüldü.

Midyelerin filtrasyon kapasitesinde belirgin ve sürekli bir düşüş gözlenmezken, üretim sisteminin genel verimliliğinin mikroplastik maruziyeti altında olumsuz etkilendiği belirlendi. Araştırmada ayrıca maruziyet sona erdiğinde organizmaların büyüme eğilimlerinin yeniden birbirine yaklaştığı ancak mikroplastiklerin üretim dağılımını ve sistem performansını değiştirdiği vurgulandı.

Çalışma, mikroplastiklerin sistemdeki türler arasında besin zinciri yoluyla taşınabildiğini ve üretim dengesini etkileyebildiğini de ortaya koydu.

- 'Sürdürülebilir gıda üretimi için yeni bir çığır açacak gibi gözüküyor'

Proje hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Nuray Erkan, çevre kirliliğinin akuatik gıda kaynaklarını tehdit ettiğini belirtti.

Dünya genelinde aşırı bir çevre kirliliğiyle karşı karşıya olunduğuna işaret eden Erkan, 'Bu çevre kirliliği en önemli kaynaklarımız olan akuatik gıda kaynaklarını tehdit ediyor. Mikroplastik tehlikesinin en büyük yükü karadan geliyor, bu yükün son noktası dereler, nehirler, denizler, okyanuslar kısaca akuatik çevre. Buradan çıkan balık ve diğer su ürünleri bizim en önemli gıda kaynaklarımız.' dedi.

Xiaomi Türkiye'de 5G çağını geniş ürün ekosistemiyle karşıladı
Xiaomi Türkiye'de 5G çağını geniş ürün ekosistemiyle karşıladı
İçeriği Görüntüle

Erkan, mikroplastiklerin yalnızca çevreyi değil, insan sağlığını da tehdit eden önemli bir unsur olduğunun altını çizdi.

Projede entegre, çok trofikli bir üretim sistemi kurduklarını aktaran Erkan, 'Projemizde doğal çevreyi modelledik. Burada kirletici mikroplastiklerin üç farklı trofik seviyede etkisini incelemeye çalıştık.' diye konuştu.

Sistemde balık, midye ve su bitkileri arasında doğal bir döngü kurduklarını belirten Erkan, bu sayede hem kirleticilerin tutulmasının hem de üretimin sürdürülebilirliğinin hedeflendiğini ifade etti.

Erkan, sistemin sürdürülebilir üretim açısından önemli sonuçlar verdiğini belirterek, 'Projenin çıktıları bu anlamda güzel sonuçlar verdi. Bu sürdürülebilir gıda üretimi için aslında yeni bir çığır açacak gibi gözüküyor.' değerlendirmesinde bulundu.

Sistemin aynı zamanda su tasarrufu ve güvenli üretim açısından da katkı sağlayabileceğine dikkati çeken Erkan, az suyla çok üretim, güvenli üretim noktasında önemli çıktılar sunacaklarını dile getirdi.

- 'Mikroplastiklere engel olacak çalışmalar yapmak zorundayız'

Proje sürecini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tunçelli, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen çalışma kapsamında çok katmanlı su ürünleri yetiştiriciliği sisteminde mikroplastik etkilerini incelediklerini söyledi.

Tunçelli, 'İlk çalışmalarımızı yayınladık. Sadece sistem verimine etkisine baktığımız yüzde 18'lik bir kayıp vardı, bunu tespit ettik, önemli bir bulguydu.' dedi.

Çalışmanın devam ettiğini ve ilerleyen aşamalarda polietilenin yanı sıra polipropilen ve polistiren gibi farklı mikroplastik türlerinin etkilerinin de araştırılacağını bildiren Tunçelli, sözlerini şöyle tamamladı:

'Mikroplastik kirliliği giderek artıyor. Önümüzdeki süreçte biz buna önlem almazsak, kirlilik artmaya devam ederse artık üretimde de sıkıntıya düşebiliriz. Dolayısıyla akuakültür ve çevre ilişkisi bakımından düşünüldüğünde kesinlikle mikroplastiklere engel olacak çalışmalar yapmak zorundayız. Mikroplastikler sadece balıkları değil, besin zincirindeki diğer canlıları da etkiliyor. Bu sorunlu bir mekanizmayı başlatıyor aslında. Balığın büyümesini etkiliyorsa, sindirimini etkiliyorsa bu besin değerlerini de etkileyecektir.'


Kaynak: AA