Bir şehrin sokaklarında yürürken yalnızca binaları görmezsiniz.
O şehrin hafızasını, insanını, yarasını ve umudunu da görürsünüz.
Bazen bir kaldırım taşı konuşur…
Bazen yıllardır susan bir insanın bakışı, koca bir şehrin hikâyesini anlatır.
Çünkü şehir dediğiniz yalnızca beton değildir.
Şehir; insanın emeğidir, alın teridir, sabrıdır, hatırasıdır.
Ve bazı şehirler vardır; ne kadar yorulursa yorulsun, ayağa kalkmayı bilir.
Ben insanlara bakarken makamına, parasına, ününe bakmam.
Karakterine bakarım.
Çünkü insanın gerçek zenginliği cebinde değil, yüreğindedir.
Gerçek asaleti ise ne giydiği değil, kendisinden güçsüz olana nasıl davrandığı gösterir.
Bugün hepimizin biraz daha birbirimizi dinlemeye ihtiyacı var.
Birbirimizi yargılamadan…
Kırmadan…
Küçümsemeden…
Çünkü hayat, hepimizin aynı gökyüzünün altında verdiği büyük bir mücadeledir.
Ve unutmayalım:
Güçlü olmak, başkasını ezmek değildir.
Güçlü olmak; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek, elinden tutanı unutmamak ve kalbinin iyiliğini kaybetmemektir.
Benim sözüm bugün şehrime, insanına ve yarına…
Ne kadar zor günlerden geçersek geçelim, umudumuzu kaybetmeyeceğiz.
Çünkü bazı insanlar vardır;
karanlığa kızmak yerine bir ışık yakar.
Ben de o ışığın peşinden yürümeyi seçiyorum.
Çünkü şehirler, taşla değil; yürekle yeniden ayağa kalkar.