Organ Mafyası İddiası: Gölge Hatay’a mı Düştü?
Soru önergesinde yer alan en çarpıcı başlıklardan biri, uluslararası suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen Boris Wolfman’ın Türkiye’deki faaliyetleri oldu. INTERPOL tarafından arandığı belirtilen bir ismin, yıllarca Türkiye’de bulunabilmesi ve deprem bölgesinde sağlık yapılanmalarıyla ilişkilendirilmesi, “organ ticareti” iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Ancak bu noktada vurgulanması gereken kritik bir detay var: Bu iddialar şu ana kadar resmî makamlar tarafından doğrulanmış değil. Meclis’e sunulan önerge, kamuoyundaki şüpheleri ve soru işaretlerini yansıtan bir belge niteliğinde.

Kayıp Çocuklar Alarmı: Deprem Sonrası İzler Nereye Gitti?
Hatay’daki tartışmanın en hassas ve çarpıcı boyutu ise kayıp çocuklar meselesi. Önergede, deprem sonrası bazı çocuklara ulaşılamadığı, kimliklendirme ve kayıt süreçlerinde belirsizlikler yaşandığı ifade edildi.
Bu iddialar, sahra hastaneleriyle olası bir bağlantı olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirdi. Özellikle afet kaosu sırasında kurulan geçici sağlık merkezlerinin denetimi ve kayıt sistemleri, bugün hâlâ tartışma konusu.
Belirsiz Sevkler: Ambulanslar Nereye Gitti?
Bir diğer kritik başlık ise yaralıların sevk süreçleri. Deprem sonrası ambulanslarla taşınan bazı hastaların hangi hastanelere götürüldüğüne dair kayıtların net olmadığı iddiası, kamuoyunda büyük endişe yarattı.
Bu durum, “kayıp vakalar” ile sağlık sistemindeki olağanüstü dönem uygulamaları arasında bir bağ olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Ancak bu konuda da net ve detaylı bir resmî açıklama yapılmış değil.
Meclis’te Soruldu, Net Cevap Gelmedi
Talat Dinçer’in 25 Ekim 2024’te verdiği önergeye, Sağlık Bakanlığı tarafından genel çerçevede bir yanıt verildiği bilinse de; Wolfman, sahra hastaneleri, kayıp çocuklar ve sevk iddialarına doğrudan açıklık getirilmediği eleştirileri sürüyor.




