Kısa bir video eşliğinde anlatmaya çalışmıştım. Ancak ben gazeteciğim. Yani olup biteni yazarak anlatan biriyim. Gazeteci konuşmaktan çok yazarak anlatır anlatmak istediğini.
Bir haberi,
Bir olayı,
Bazen bir sohbeti,
Ve elbette bazen de kendini.
Bu yazıda konu benim;
Ben tam 25 yıldır iş insanı Ali Kavak beyin sahipliğini yaptığı Özyurt gazetesinin farklı kademelerinde çalıştım. Dile kolay tam 25 yıl. Acısıyla tatlısıyla kocaman 25 yıl. Çeyrek asır süren bir yolculuk yani…
Ta ki geçtiğimiz hafta Sayın Kavak’ın ‘Gazeteyi kapatıyorum’ dediği ana kadar da oradaydım. Bu bölümü çok uzatmayacağım. Gazetenin sahibi Ali Kavak’tır. Sürdürme veya kapatma tercihi de elbette onundu. Üzerinde hiç durmadım. ‘Kapatıyorum’ dedi, ‘Siz bilirsiniz’ dedim ve aynı gün kapandı. Her şey bir gün içinde oldu ve bitti.
25 yıl boyunca her gün aynı yolu gidip geliyor olmanız ve aynı insanlarla karşılaşmanız elbette herkes gibi bende de duygusal bir bağ oluşturmuştu. Kopuş kolay olmadı ve sanırım bir süre daha bu kopuşun sonucu olan tatlı bir üzüntüyü duymaya devam edeceğim. Ancak takdir edersiniz ki her bitiş yeni başlangıçlar demektir ki öyle de oldu.
TV de ki görevim devam ediyor ancak yazılı basından da kopmam mümkün değildi. Ben bu meslekte yazılı basınla gözlerimi açmıştım ve öyle kolay bir şekilde kapanmasına izin vermeyeceğim. Bu nedenle bundan sonra ki süreçte yine ilimizin önemli yazılı basın kollarından biri olan ve sahipliğini Nihat Mazmanoğlu’nun yaptığı ASİ Gazetesinde makalelerimle devam edeceğim. Bu fırsatı tanıdığı ve benim yazlı basınla olan bağımı sürdürmeme katkı sağladığı için Nihat Beye teşekkür ediyorum.
Bu arada aldığım bir ceza nedeniyle 16 Mayıs gününe kadar sosyal medya hesaplarım askıya alındıysa da inşallah cezanın bitmesiyle birlikte oradan da yayınlara devam edeceğim.
Bugünlük bu kadar…