Ortadoğu’da ipler tamamen kopma noktasına geldi. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran karşısında bekledikleri kolay tabloyu bulamadı. Hızlı sonuç alınacak bir operasyon gibi başlayan süreç, sahada direnen bir güçle karşılaşınca karmaşık bir savaşa dönüştü. İran’ı küçük hesap edenler, karşılarında sadece bir ordu değil, neredeyse topyekün bir direniş refleksi buldu. ABD’nin politikası ise başlı başına bir çelişki. Bir yandan “denge” ve “barış” söylemleri, diğer yandan sahada aktif destek ve müdahale. Özellikle Donald Trump’ın sert ve öngörüsüz çıkışları, krizi yönetmek yerine daha da büyütüyor. Diplomasi yerine baskıyı tercih eden bu yaklaşım, sadece bölgeyi değil, ABD’yi de çıkmaz bir yolun içine sürüklüyor.

İsrail cephesinde ise belirsizlik hakim. Benjamin Netanyahu hakkında ortaya atılan iddialar, yönetimdeki karmaşayı daha da artırıyor. Net bir liderlik görüntüsü verilememesi, sahadaki askeri hamlelerin de siyasi bir stratejiye tam oturmadığını gösteriyor. Bu durum, İsrail’in beklediği hızlı üstünlüğü kuramamasına neden oluyor. İran’ı küçümsediler, hata yaptılar. O topraklarda sadece asker değil, gerektiğinde herkes savaşır. ABD ve İsrail güçlerine güvenip kolay zafer bekledi ama işler öyle yürümedi. Trump gibi bir figür ise bu krizi çözmek yerine başlı başına bir sorun haline geldi. Bu gidişle kazanan olmayacak ama kaybeden çok olacak.