Ölüm, bir gün her şeyi susturacak.
Yüzleri, bedenleri, güzelliği, gösterişi, makamı, parayı… Hepsini geride bırakacağız.
Peki geriye ne kalacak?
İnsanın ruhu…
Kalbine dokunduğu insanlar…
Bir başkasının hayatında bıraktığı iz…
Sadece bedene, güzelliğe, şekle ve görüntüye hayran olanlara ne yazık…
Çünkü yüz değişir, beden yaşlanır, güzellik solabilir. Fotoğraflar eskir, aynalar susar. Ama güzel bir ruhun insanda bıraktığı iz, zaman geçse de silinmez.
İnsanı görüntüsüyle değil, karakteriyle sevmeyi öğrenin.
Gülüşünden önce yüreğine bakın.
Güzelliğinden önce sözünün ağırlığını tanıyın.
Dışına değil, içindeki insana dokunun.
Çünkü hayat, vitrinde güzel görünmekten çok daha fazlasıdır.
Bir gün herkes toprağa aynı sessizlikle dönecek.
O gün kim ne kadar güzelmiş, ne kadar gençmiş, ne kadar gösterişliymiş kimse hatırlamayacak.
Hatırlanacak olan şudur:
Kimin kalbine iyi geldin?
Kimin hayatına ışık oldun?
Ve bu dünyadan geçerken nasıl bir insan bıraktın?
Öyleyse ruhları sevin.
Çünkü beden geçicidir;
insanın özü, bıraktığı izdir.
Meltemce