İnsanı hayatta taşıyan yalnızca aklı, bilgisi ya da sahip oldukları değildir.
İnsanı insan yapan, şahsiyetidir.
Çünkü karakter, insanın kimse görmezken de aynı insan kalabilmesidir.
Sözüne sadık olmak, çıkarına göre değişmemek, güç karşısında eğilmemek ve doğru bildiğinin arkasında durabilmektir.
Bugün birçok insanın bir görüntüsü var; fakat herkesin bir duruşu yok.
Oysa insanın gerçek itibarı, ne kadar tanındığıyla değil; nasıl biri olarak tanındığıyla ölçülür.
Vizyon ise yalnızca geleceği görmek değildir.
Geleceği görürken bugünkü karakterinden vazgeçmemektir.
Büyük düşünmek kolaydır.
Zor olan, büyük düşünürken küçük hesaplara düşmemektir.
Makam değişir.
Para gelir, gider.
İnsanlar alkışlar, sonra susar.
Zaman, herkesin elinden sahip olduklarını birer birer alır.
Geriye ise tek bir şey kalır:
“Bu insan nasıl bir insandı?”
İşte asıl mesele budur.
Şahsiyet sahibi insan, kalabalığa göre şekil almaz.
Karakter sahibi insan, menfaati bitince insanları da hayatından silmez.
Vizyon sahibi insan ise yalnızca kendisi için değil, kendisinden sonrakiler için de bir iz bırakmayı düşünür.
Çünkü gerçek başarı, kendine bir hayat kurmak kadar, arkandan güzel bir insanlık hikâyesi bırakabilmektir.
Unutmayalım; herkes yükselebilir ama herkes yüceleşemez.
Yükseklik makamla, yücelik karakterle ilgilidir.
Ve insanın hayattaki en büyük yatırımı; cebine koyduğu değil, şahsiyetine kattığı değerdir.
Çünkü zaman insanın sahip olduklarını değil, kim olduğunu ortaya çıkarır.
İnsan dünyaya ne bıraktığıyla değil, ardında nasıl bir insanlık bıraktığıyla hatırlanır.
Meltemce