Ne gidecek bir yolu kalmıştır ne de derdini anlatacak birini bulabilir. İçinde fırtınalar koparken dışarıdan sessiz görünür. Yüreği bin parçaya bölünür ama kimse duymaz kırılan umutlarının sesini. Öyle anlar gelir ki nefes almak bile zorlaşır, boğazın düğüm düğüm olur, söylemek istediklerin boğazında birikir. İnsan, kendi içinde verdiği savaşın en ağır cephesinde tek başına kalır.
Ama unutma ki insanın en karanlık gecesi, güneşin doğmayacağı anlamına gelmez.
Hayat herkese aynı yüzünü göstermez. Kimi insan gülerek yürür hayatın yollarında, kimi de gözyaşlarını içine akıtarak ilerler. Kiminin yükü omuzlarındadır, kimininki yüreğinde… Üstelik bazen insanı en çok yoran yaşadıkları değil, yaşadıklarını kimseye anlatamamasıdır. Herkese güçlü görünmek zorunda kalmak, her düştüğünde kendi kendini kaldırmak, kırıldığında bile kıranlara belli etmemek kolay değildir.
Fakat insanın yorulması, yenildiği anlamına gelmez. Ağlaması güçsüzlük, susması korkaklık, bir köşeye çekilip nefeslenmesi de vazgeçiş değildir. Bazen insanın kendini toparlamak için dünyadan biraz uzaklaşması gerekir. Çünkü her savaş meydanında kılıç sallamak zorunda değilsin; bazen en büyük zafer, kendini kaybetmeden o meydandan çıkabilmektir.
Çaresizlik çare değil, teslim olmak bana göre değil!
Çünkü ben hayatın karşıma çıkardığı her engelde yeniden ayağa kalkmayı öğreniyorum. Beni yıkanlara inat değil yalnızca, kendime olan borcumdan dolayı da mücadele ediyorum. Dün canımı yakan şeylerin bugün beni daha güçlü bir insana dönüştürmesine izin veriyorum. Her yara bir iz bırakır elbet ama hiçbir yara, insanın bütün geleceğini belirlemek zorunda değildir.
Şunu da iyi biliyorum: Herkes senin mücadeleni anlayamaz. İnsanlar çoğu zaman yalnızca gördüklerine inanır. Gülüyorsan mutlusundur, susuyorsan kabullenmişsindir, geri çekiliyorsan korkmuşsundur sanırlar. Oysa kimse bilmez geceleri kaç kez kendi içine düştüğünü, kaç kez her şeyi bırakmayı düşünüp sonra yeniden kendini topladığını.
Sessiz kalmayı kabulleniş sanıyorlar. Susunca sindirip yuttu diye anlıyorlar.
Oysa bazen susmak, söylenecek sözün kalmadığından değil, söylenecek sözlerin artık kimseye bir şey anlatmayacağını anlamaktan gelir. Bazen insan tartışmaz, çünkü enerjisini kendini ispatlamak için harcamak istemez. Bazen cevap vermez, çünkü herkese kendini anlatmanın bir ömür tüketmek olduğunu öğrenmiştir.
Ama kimse senin sessizliğini güçsüzlük sanmasın. Her suskunluğun ardında bir yenilgi yoktur. Bazı sessizlikler, insanın kendini yeniden inşa ettiği en derin anlardır. Bazı geri çekilişler, daha sağlam adımlarla yürümek için alınan kararlardır. Ve bazı vedalar, insanın kendine yeniden kavuşmasının başlangıcıdır.
Hayat sana haksızlık yapabilir. Güvendiğin insanlar seni yarı yolda bırakabilir. Emeklerin karşılıksız kalabilir, iyi niyetin yanlış anlaşılabilir. Hatta bazen bütün kapılar yüzüne kapanmış gibi hissedebilirsin. Fakat unutma, başkalarının sana biçtiği değer, senin gerçek değerini belirlemez. Birilerinin seni anlamaması, anlaşılmaya değmez olduğun anlamına gelmez. Birilerinin seni yarı yolda bırakması, senin yolunun bittiğini göstermez.
Kendine bir söz ver: Bundan sonra hayatın karşısında yalnızca dayanmak için değil, yeniden yaşamak için de mücadele edeceksin. Herkese güçlü görünmeye çalışırken kendi yorgunluğunu inkâr etmeyeceksin. Gerektiğinde dinlenecek, gerektiğinde ağlayacak, gerektiğinde yardım isteyeceksin. Çünkü gerçek güç, hiç düşmemek değil; düştüğünde kendine el uzatabilmektir.
Ve sakın unutma, senin de güzel günler görmeye hakkın var. Senin de huzurla uyumaya, içtenlikle gülmeye, omuzlarındaki yükü bırakıp derin bir nefes almaya hakkın var. Hayat sadece mücadele etmekten ibaret değil; bazen kendine merhamet etmek, bazen bir adım geri çekilmek, bazen de yeniden başlayabilmek demektir.
Bugün karanlıkta olabilirsin. Yarın da her şey bir anda düzelmeyebilir. Ama attığın küçücük bir adım bile karanlığa karşı verilmiş bir cevaptır. Kendine inanmakta zorlandığın günlerde bile kendinden vazgeçme. Çünkü sen, bugüne kadar atlattığın bütün zor günlerin içinden geçerek buraya geldin. Geçmişte seni yıkan her şeyin üstesinden tek başına gelmek zorunda değilsin; bundan sonra yanında duracak insanlara da kapını açabilirsin.
Ve şimdi başını kaldır. Derin bir nefes al. İçinde hâlâ bir umut varsa, o umudu büyüt. Bir hayalin varsa, ona yeniden tutun. Bir yolun varsa, yavaş da olsa yürümeye devam et.
Çünkü senin hikâyen, başkalarının seni susturduğu yerde bitmek zorunda değil!
Bırak, seni anlamayanlar yanlış anlasın. Bırak, sessizliğini yenilgi sansınlar. Bırak, bir gün ayağa kalkamayacağını düşünsünler. Senin görevin herkese gücünü kanıtlamak değil; kendi hayatına yeniden sahip çıkmak.
Unutma: Karanlık ne kadar derin olursa olsun, insanın içindeki ışık sönmediği sürece umut vardır.
Ve günün birinde geriye dönüp bugünlerine baktığında, belki de en çok canını yakan günlerin sana kendini yeniden tanıttığını göreceksin.
O gün geldiğinde kimseye bir şey ispatlamak zorunda kalmayacaksın. Çünkü en büyük cevabı hayatınla vermiş olacaksın.
Ben yıkılmadım demek için değil, yıkıldığım yerden yeniden doğduğumu göstermek için yaşayacağım. Çünkü benim hikâyem yenilgiyle değil, yeniden ayağa kalkışımla hatırlanacak!