Çünkü hayat, herkesi bir gün kendi yoluna uğurlamayı öğretiyor insana. Bugün yanında olanın yarın olmayabileceğini, uğruna gecelerini gündüzlerine kattığın insanların bir gün yabancıya dönüşebileceğini zamanla anlıyorsun.
İnsan bazen en çok kendine haksızlık ediyor. Başkalarının hatalarını düşünüp gecelerini tüketiyor, başkalarının vefasızlığına üzülüp kendi mutluluğunu erteliyor. Birinin gitmesine, diğerinin kalmasına, bir başkasının ne düşündüğüne o kadar anlam yüklüyor ki kendi hayatını yaşamayı unutuyor.
Oysa hayat dediğin üç günlük bir yolculuk. Kimisi gelir bir kahve içimlik hatıra bırakır, kimisi yıllarca yanında kalır ama bir gün seni en olmadık yerinden yaralar. Kimi sevgine layık olur, kimi de verdiğin değerin altında ezilir. Herkesin hayatındaki yeri, senin ona verdiğin değerle değil, onun sana gösterdiği karakterle belli olur.
Artık anlamak gerekiyor; her gidene üzülmek, her kalana güvenmek zorunda değiliz. Her suskunluk çaresizlik, her vazgeçiş yenilgi değildir. Bazen insanın kendisine yapacağı en büyük iyilik, hak etmediği bir yerde daha fazla kalmamaktır.
Kimsenin ardından kendini tüketme. Seni anlamayana kendini anlatmak için ömrünü harcama. Kıymet bilmeyenin kapısında değer arama. Çünkü insanın en büyük kaybı, başkasını kaybetmesi değil, başkasını kaybetmemek uğruna kendinden vazgeçmesidir.
Hayatın hesabını fazla yapma. Dün geçti, yarın belli değil. Bugün elinde ne varsa onun kıymetini bil. Bir dostun varsa sarıl, sevdiğin varsa sevgini göster, huzurun varsa koru. Ama bunların hiçbiri uğruna onurundan ve kendine duyduğun saygıdan vazgeçme.
Dert etme bu dünyanın kahrını… Giden gitsin, kalan kalsın, seven sevsin, sevmeyen kendi yoluna baksın.
Çünkü bu ömür, başkalarının gönlünü hoş etmek için değil, insanın kendi yüreğini huzurla yaşatması için var.
Unutma; hayat kısa, gönül yorgun, ömür emanet… Kendini üzmeye değmeyecek insanlar için, yaşamaya değer günlerini heba etme.