Fakat bazen öyle insanlara, öyle ortamlara ve öyle hayatlara emek veririz ki ne kadar çabalarsak çabalayalım bir türlü yeşeremeyiz. Çünkü her toprak her tohumu büyütmez, her yürek verilen kıymeti bilmez.
Bağında bahçen yeşermiyorsa, o toprağı terk et!
Sürekli kendinden ödün vererek, başkalarını mutlu etmeye çalışarak, anlaşılmayı bekleyerek tüketme ömrünü. Seni olduğun gibi kabul etmeyen, varlığınla güzelleşmeyen, yokluğunda bile değerini anlamayan insanların kapısında bekleme.
Unutma; bir çiçeğin solması her zaman onun güçsüzlüğünden değildir. Bazen yanlış toprakta, bazen susuz bırakıldığı için, bazen de güneş görmediği içindir. İnsan da böyledir. Yanlış yerde kendini eksik, yanlış insanın yanında değersiz hissedebilir.Peki, ölmek için mi yaşıyoruz, yoksa gerçekten yaşamak için mi ölüyoruz?
Kaç hayalimizi erteledik, kaç mutluluğu başkalarının insafına bıraktık, kaç güzel günü yarınlara sakladık? Oysa hayat, sürekli bir şeylerin düzelmesini bekleyerek geçirilecek kadar uzun değil.
Kimseye kendini ispatlamak zorunda değilsin. Herkesi memnun etmek, her kırılanı onarmak, her gideni geri döndürmek de senin görevin değil.
Hayatına anlam katmayan şeylerin, hayatının anlamını yok etmesine izin verme!
Bazen gitmek vazgeçmek değildir; kendine yeniden sahip çıkmaktır. Bazen susmak yenilmek değil, huzurunu korumaktır. Bazen de bir kapıyı kapatmak, kendine açacağın en güzel kapının anahtarıdır.
Yaşın kaç olursa olsun, geride ne yaşanmış olursa olsun, içinde hâlâ yeşerecek umutlar varsa geç kalmış sayılmazsın.Yeni insanlar tanı, yeni yollar keşfet, sev, gül, gez, üret, hayallerinin peşinden git. Birilerinin seni mutlu etmesini bekleme. Kendi mutluluğunun mimarı ol.
Çünkü hayat, başkalarının gölgesinde solmak için değil, kendi güneşinin altında çiçek açmak için yaşanır.
Ve unutma…
Sen yanlış toprakta solan bir çiçek olabilirsin ama doğru yerde yeniden bahar olabileceğini sakın unutma!