Kör oldu kalemim, kulağım sağır… Ama yine de yazıyorum. Çünkü insan bazen konuşamaz; sesi kısılır, derdini anlatacak bir omuz bulamaz. İşte o zaman kalem dile gelir. Yazılan her satır, yaşanmış bir acının, kırılmış bir umudun ve tükenmeyen bir sabrın izini taşır.
Hayat, herkese aynı yükü vermez. Kimi mutlulukla sınanır, kimi yoklukla, kimi de ihanetle. İnsan en çok da güvendiği yerden yara alır. Bir gün dost bildiği yabancı olur, sevdiği sırtını döner, emek verdiği her şey bir anda elinden kayıp gider. O an anlarsın ki hiçbir fırtına sonsuza kadar sürmez; ama bıraktığı iz, ömür boyu insanın yüreğinde taşınır.
Ben de yaşadıklarımı unutmadım. İçime attığım her acı, sustuğum her cümle ve yuttuğum her gözyaşı, bugün satırlara dönüşüyor. Ne fazlasını yazıyorum ne de eksiğini… Ne verdiyse Allah, onu dizerim satır satır. Çünkü biliyorum ki kaderin yazdığı hiçbir cümle sebepsiz değildir. Her kaybın ardında bir hikmet, her sabrın sonunda bir mükâfat vardır.
İnsan bazen yalnız kalır. Kalabalıkların içinde bile kendini kimsesiz hisseder. Fakat o yalnızlıkta bile Allah'ın varlığını hisseden kişi, hiçbir zaman gerçekten yalnız değildir. İşte bu yüzden kırgın olsam da isyan etmedim; yorulsam da yürümekten vazgeçmedim. Çünkü umut, en karanlık gecede bile insanın yolunu aydınlatan son ışıktır.
Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım her acının beni biraz daha olgunlaştırdığını görüyorum. Her düşüş yeniden ayağa kalkmayı, her ihanet insanları tanımayı, her gözyaşı ise sabretmeyi öğretti. Belki kalemim kör oldu, belki kulağım dünyaya sağırlaştı; ama vicdanım hâlâ doğruyu duyuyor, yüreğim hâlâ hakikati yazıyor.
Ve biliyorum… Gün gelir herkes susar, zaman susar, hayat susar. Geriye sadece insanın bıraktığı iz ve yazdığı satırlar kalır. Ben de o satırlara yalnızca gerçeği bırakıyorum. Çünkü ne verdiyse Allah, dizerim satır satır.