İnsan, çoğu zaman en büyük hatayı mutlu olmayı erteleyerek yapar. "Bir gün düzelir.", "O önce bir adım atsın.", "Zamanı gelince konuşuruz." derken, fark etmeden ömründen en kıymetli anları eksiltir.
Oysa mutluluk, kusursuz bir hayatın ödülü değildir. Değerini bildiğimiz anların toplamıdır.
Ne yazık ki bugün insanların en çok harcadığı şey zaman değil; birbirlerine karşı olan sevgileri, anlayışları ve tahammülleridir. Gereksiz küsmeler, anlamsız alınganlıklar, büyütülen egolar... Hepsi, bir gün dönüp baktığımızda "Buna gerçekten değer miydi?" diye sorgulayacağımız ayrıntılardan ibaret kalır.
Kırgınlıkların çoğu konuşularak çözülebilecekken, sessizlik tercih ediliyor. Affetmek güçsüzlük sanılıyor, ilk adımı atmak gurura yeniliyor. Oysa hayat, haklı çıkma yarışından çok daha kısa; sevdiğin insanı kaybetmeyecek kadar değerlidir.
Mutluluğu zamanın varken yaşa. Sevdiklerine zaman ayır, onları ihmal etme. Bir tebessümü, bir özrü, bir teşekkür etmeyi yarına bırakma. Çünkü yarın, bugünün sana sunduğu fırsatı aynı cömertlikle sunmayabilir.
Unutmayın; insanı en çok yoran yaşadıkları değil, yaşayabilecekken erteledikleridir. Zaman geçer, insanlar değişir, fırsatlar kaybolur. Geriye ise çoğu zaman keşke demekten başka bir şey kalmaz.
Mutluluğu zamanın varken değerlendir. Çünkü hayat, gereksiz küslüklere ve anlamsız alınganlıklara harcanacak kadar uzun değil..