İnsan bazen en çok kendisine değer veren insanı kırıyor. En çok yanında olanı, en zor zamanında elini tutanı, hiçbir karşılık beklemeden sevgisini göstereni… Sanki o insanın sevgisi hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyor.
Çünkü insan, kaybetmekten korkmadığı kişiye karşı daha acımasız olabiliyor.
Bedel ödemeyeceğini düşündüğü insanı daha fazla üzüyor. Nasıl olsa giderse geri gelir, nasıl olsa kırılırsa bir süre sonra unutur, nasıl olsa sevgisi ağır basar diye düşünüyor. Oysa her kalbin bir sabrı, her sevginin bir sınırı vardır.
En acısı da şudur; İnsan çoğu zaman kendisini gerçekten sevenin kıymetini, onu kaybettikten sonra anlar.
Yanında olduğu günlerde sıradan gelen bir ses, sustuğunda özlenir. Her zaman orada olduğunu düşündüğün bir insan, artık aramadığında yokluğu ağır gelir. Sana ayırdığı zamanın, gösterdiği ilginin ve küçük sandığın fedakârlıkların aslında ne kadar büyük bir sevgi olduğunu, iş işten geçtikten sonra fark edersin.
Kimse sonsuza kadar beklemek zorunda değil.
Sevgi, bir insanın seni ne kadar süre affedebileceğiyle değil, senin onu kaybetmemek için ne kadar özen gösterdiğinle ölçülür.
Unutmayın;
En çok seven insan, en çok incinebilen insandır.
Ve bir gün gerçekten değer verdiğiniz insan sessizce hayatınızdan çıkarsa, ardından “Neden böyle oldu?” diye sormadan önce kendinize şunu sorun:
“Ben onun sevgisine ne kadar değer verdim?”
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan giderken aslında sevgilerini değil, bize verdikleri son şansı da beraberlerinde götürürler.