İnsanlar yıllardır mutluluğun peşinden koşuyor. Daha fazla para kazanırsam, daha iyi bir evim olursa, daha güzel bir arabaya binersem, hayatıma doğru insanlar girerse mutlu olacağımı düşünüyorum. Oysa çoğu zaman fark etmediğimiz bir gerçek var; mutlu olmak aslında sandığımız kadar zor değil.
Zor olan, bizi mutsuz eden şeylere bağımlı kalmayı bırakabilmektir.
Bazen geçmişte yaşadığımız hayal kırıklıklarını omuzlarımızda gereğinden fazla taşıyoruz. Bize değer vermeyen insanlara değer vermeye devam ediyor, kırılan yerlerimizi sürekli yeniden kanatıyoruz. Sonra da neden mutlu olamadığımızı sorguluyoruz.
Hayatın en büyük yanılgılarından biri de mutluluğun dışarıdan geleceğine inanmaktır. Oysa mutluluk bir insanın gelişiyle başlamadığı gibi, gidişiyle de bitmez. Çünkü insan kendi iç huzurunu başkalarının eline teslim ettiği anda, hayatının kontrolünü de teslim etmiş olur.
Birileri vefasız çıktı diye iyi olmaktan vazgeçilmez. Birileri kıymet bilmedi diye emek vermekten vazgeçilmez. Birileri dürüst davranmadı diye karakter değiştirilmez. Başkalarının eksikliği, bizim değerimizi azaltmaz.
Hayatımıza birçok insan girip çıkacak. Kimileri iz bırakacak, kimileri sadece bir ders olacak. Ama hiçbirinin bizim özümüzü değiştirmesine izin vermemeliyiz. Çünkü insanın gerçek gücü, yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen güzel kalabilmesinde saklıdır.
Her gün küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenmek gerekiyor. Bir dost sohbeti, bir fincan kahve, denizin sesi, huzurlu bir akşam, edilen samimi bir dua… Mutluluk çoğu zaman büyük başarıların içinde değil, gözümüzün önündeki küçük güzelliklerin içindedir.
Belki de hayatın bize vermek istediği en büyük ders şudur:
Mutluluk ulaşılacak bir yer değil, yaşanacak bir yolculuktur.
Bu yüzden kendinizi sürekli eksik hissettiren insanlardan uzaklaşın, geçmişin yüklerini biraz olsun bırakın ve bugünün kıymetini bilin. Çünkü yarını garanti olmayan bir hayatta, ertelediğimiz her mutluluk biraz da kendimizden çaldığımız zamandır.
Unutmayın; kolay olan mutlu olmaktır, zor olan ise mutlu olmaya engel olan şeyleri hayatımızda tutmaya devam etmektir. Ve insan, yüklerinden kurtulduğu gün mutluluğun aslında hep yanı başında olduğunu fark eder..