İnsanlar artık menfaatlerine göre şekil alabiliyor. Bir gün önce gözlerinin içine bakarak “Seni seviyorum” diyen biri, ertesi gün aynı insana “Artık yüzünü görmek istemiyorum” diyebilecek kadar kolay değişebiliyor.
Çünkü bazı insanların sevgisi kalpten değil, çıkarlarından besleniyor. İşi düştüğünde yakın, ihtiyacı olduğunda samimi, istediğini aldığında ise yabancı…
Böyle insanların karakteri, kendi değerleriyle değil; bulundukları ortama ve elde edecekleri çıkara göre şekilleniyor. Karakteri çıkarına göre değişen insanın aslında karakterinden değil, karaktersizliğinden söz etmek gerekir. Çünkü gerçek karakter, kimsenin seni görmediği yerde de aynı insan kalabilmektir.
Bazıları için insan ilişkileri bile bir çıkar hesabına dönüşmüş durumda. Kim ne verebilir? Kim daha fazla ilgi gösterebilir? Kim daha fazla imkân sağlayabilir? Kim benim hayatıma daha fazla katkı sunabilir?
Ve bütün bunların sonunda sevgi, dostluk, sadakat ve samimiyet gibi değerler ikinci plana itiliyor.
Üstelik bugün bu durumun başka bir boyutu daha var: sosyal medya.
İnsanlar artık gerçek hayatta alamadıkları değeri, sanal dünyadaki birkaç beğeniyle tamamlamaya çalışıyor. Bir fotoğrafın aldığı beğeni, bir videonun izlenme sayısı, kaç kişinin yorum yaptığı; bazı insanlar için adeta kişiliklerinin ölçüsü haline geliyor.
Bir süre sonra insan, gerçekten sevilmek yerine beğenilmek istiyor. Gerçek bir insanın sevgisi yerine yüzlerce yabancının kalp emojisini tercih ediyor.
Çünkü beğenilmek egoyu besliyor. Ego beslendikçe insan daha fazlasını istiyor. Daha fazla takipçi, daha fazla ilgi, daha fazla mesaj, daha fazla hayranlık…
Ve farkında olmadan gerçek hayatındaki insanları kaybediyor.
Sanal dünyanın en büyük tehlikesi de burada başlıyor. İnsanlar birbirlerinin yanında oldukları halde birbirlerinden uzaklaşıyor. Aynı masada oturup farklı dünyalarda yaşıyor, birbirlerinin yüzüne bakmak yerine ekranlarına bakıyorlar.
Sanal bağımlılık, sadece zamanı değil; ilişkilerin kalitesini de tüketiyor.
Çünkü gerçek ilişkiler emek ister. Sabır ister. Fedakârlık ister. Karşındaki insanın kusurlarını kabul etmeyi ve zor zamanlarında yanında kalmayı gerektirir.
Sosyal medya ise her şeyi kolaylaştırıyor.
Beğenmediğini geçersin. Sıkıldığını engellersin. İstemediğini silersin. Yeni birini bulursun.
Böylece insanlar, ilişkilerde sorun çözmek yerine insan değiştirmeyi öğreniyor.
Bir gün “Hayatımın insanısın” denilen kişi, birkaç gün sonra hiç tanınmamış biri gibi görülebiliyor.
Çünkü karakteri zayıf olan insan, duygularının değil; çıkarlarının yönlendirdiği yerde yaşar.
Ucuz kişiliklerin en büyük özelliği de budur: Değerlerini korumak yerine, kendilerine ne kazandırıyorsa ona göre şekil alırlar.
Oysa gerçek karakter; cebinde para varken değil, elinde hiçbir şey yokken belli olur. İnsanların sana ihtiyacı varken değil, ihtiyaçları kalmadığında sana nasıl davrandıkları gerçek yüzlerini gösterir.
Bir insanın seni sevip sevmediğini, güzel sözlerinden çok; çıkarı olmadığı halde yanında kalıp kalmadığı gösterir.
Çünkü gerçek sevgi, menfaat bittiğinde bitmez. Gerçek dostluk, ihtiyaç ortadan kalkınca ortadan kaybolmaz. Gerçek karakter, alkış olmadığı zaman da kendini korur.
Bugün belki de en büyük eksikliğimiz teknoloji değil, samimiyet.
İnsanların birbirine ulaşabildiği halde birbirine dokunamadığı, binlerce insanla iletişim kurduğu halde gerçek anlamda yalnız kaldığı bir çağdayız.
Sosyal medyada yüzlerce kişiye kendimizi gösterebiliyoruz ama gerçek hayatta bir kişinin kalbine dokunmakta zorlanıyoruz. Belki de artık insanların kaç takipçisi olduğuna değil, kaç kişinin zor gününde yanında kaldığına bakmak gerekiyor.
Kaç beğeni aldığına değil, kaç insanın onu gerçekten sevdiğine…
Çünkü hayat, ekrandaki rakamlardan ibaret değil.
Ve unutulmamalı:
İnsanların sana söyledikleri değil, çıkarları ortadan kalktığında sana nasıl davrandıkları gerçek karakterlerini gösterir.
Bazı insanlar hayatımıza sevgiyle girer, menfaatleri bitince yabancılaşır. Bırakın gitsinler.
Çünkü kaybettiğiniz şey her zaman bir insan değildir. Bazen kaybettiğiniz, sadece sizi kullanan bir insanın sahte sevgisidir. Ve sahte bir sevgiyi kaybetmek, gerçek bir sevgiyi kaybetmekten çok daha hafiftir..